Saat ve Takvim Kahrolsun Pkk! E-Devlet Linkleri








Haberler Ziyaretçi Defterim  http://guvenlikprogramlari.tr.gg/Ziyaret%E7i-defteri.htm

Sayın Ziyaretçi Siteme Hoş Geldiniz. TÜRKİYE CANIM FEDA


   
 
  Yazilarim
 

HAYATIN ENGELLERİNİ AŞMALIYIZ

            Her insanın hayatında muhakkak fırtınalar esmiştir. Önemli olan bu fırtınaların büyümesini ve daha şiddetli esmesini engellemektir.İnsanın hedefi varsa, bir şeyi seviyor, yapmak istiyorsa karşısına çıkan her engeli aşması gerekir. Karşısına çıkan sorunlar ve engeller onun sevdiği şeyden vazgeçmesini sağlayamaz.Biz, birini seviyorsak onun bazı olumsuz yönleri bizim onu sevmemizi engellememelidir. Tabii ki her iyi ve güzel şeyin kötü ve çirkin yönü vardır. Önemli olan onu büyütmemektir.Bence, hayat bir gül gibidir. Nasıl ki bizler gülü seviyorsak ve onun dikenleri bizim onu sevmemizi engellemiyorsa hayat da bu gül gibidir. Kimi zaman gülün dikenleri elimize batar ve acı verir. Ama bu bizim gülü sevmemizi engellemez. Hayatta kimi zaman felaketler yaşayabilir ve acılar çekebiliriz. Bu da bizim hayatı sevmemizi engellememelidir. Aksine hayatı daha çok sevmemizi sağlamalıdır.Çünkü insan acı çekmeden, hüznü ve kederi yaşayıp tatmadan mutluluğu yakalayamaz ve indekilerin değerini anlayamaz. Hayat denilen bu yolda fırtınaları aşmalı, sevmesini bilmeliyiz.



AİLE VE GENÇLİĞİN ÖNEMİ

Toplumun temelini oluşturan en küçük birimdir, aile. iyi bir ailenin oluşması için temel çok atıulmalıdır ki sonradan yıkıcı hasarlarla karşılaşmayalım. Gençliğin problemleri ya ruhsal yönden kaynaklanıyordur ya da temelden. Her ailenin ve her gencin kendine göre bazı sorunları, sıkıntıları vardır. Fakat bunlar bizi derinden etkilememeli, hayati sorunlara neden olmamalıdır. Herhangi bir olumsuzluk karşısında yıkılmamalı aksine problemleri çözmek için ortadaki engelleri kaldırmayı bilmeliyiz. Bunları çözmeye çalışmalıyız. Önümüzdeki engeller kalkktıktan sonra gerisi zate gelir. Yeter ki her zaman sorunların üstesinden nasıl gelinceğini bilelim. Tabii ki herşeyden önce iyi bir eğitim gerekir. Her şey ailede başlar. Bir ailenin kültür düzeyi ne kadar yüksekse onu çocuğuna aşılamayı ve böylece kuşaktan kuşağa aktararak sorunları ortadan kaldırmayı bilmelidir. Her iki taraf her zaman uyum içinde olmalı, birbirini anlamaya çalışmalıdır. Gençliğin problemleri olabileceği gibi ailenin de birçok problemi olabilir. Mesela; ailemizden para veya herhangi bir şey istediğimiz zaman bunu karşılamaya gücü yetmeyebilir veya ailemizin imkanı yoktur. Ama biz bunu anlamalıyız. İlla ki onlardan yaratmalarını bekleriz. Böylece anlayışsızlıktan doğan problemler birçok olayı beraberinde getirir. Asıl şey insanların birbirini anlamasından geçer. Bazen de bazı aileler çocuğunu çok sıkar. Yemesine, içmesine, giyinmesine, gezmesine, arkadaş seçimine karışır. Bu da çocuğu ruhsal yönden olumsuz etkiler. Medyadan da öğrendiğimiz ya da duyduğumuz aile içi sorunlar insanların birbirlerini öldürmeleriyle sonuçlanabiliyor. Bazı aileler en küçük kavga veya tartışma şiddete dönüşebiliyor. Bu şiddet insanların yaralanmasına hatta ölmesine kadar gidiyor. Aileler sorunların şiddetle çözdüklerini sanırlar. Ama bu aslında onların ne kadar düşüncesiz olduklarını gösterir. Şiddet çözüm değildir. Problemleri çözmenin tek yolu insanların birbirlerini anlamasından geçer. Sorunları zorlaştırmamalı, kolaylaştırarak onlara çözüm yolları bulmalıyız.


TURİZMİN DEĞERİ VE KATKISI

Turizm denilince akla ilk gelen gezmek, görmek, dinlemek amacıyla yapılan gezilerdir. Günümüzde de en önemli endüstri dallarından biri olarak yerini almıştır. Turizm uluslararasında ekonomik, siyasal, ve kültürel çalışmayı sağlamakta ve bunu kareketlerle ön plana çıkarmaktadır. Turizm değişik ülkeleri ve kültürleri: biz değerli insanlara tanıtır ve anlaşıp gelişmelerinde büyük rol oynar. Yurdumuz doğa ve tarihi zenginliği ile turizm bakımından eşsiz bir hazinedir. Aynı zaman da ülkemiz kültürel zenginlikleri ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Türkiye yeşilin kuçaklaştığı cennet köşelerimizden biridir. Eşsiz güzellikleri sayılamayacak kadar çoktur. Tarihi bir mirasa sahip olduğumuzdan dolayı ülkemiz büyük ölcüde turist çekmektedir. Yurdumuza gelen turistlere iyi davranmalıyız ki, geri döndüklerinde , bizim eşi görülmeyen konukseverliğimizi anlatsınlar. Eğer biz gelen her turisti güler yüzle karşılayıp yolcu edersek bu bizim yararımıza olur. Çünkü yurdumuzdan gönlü dolu ve dinlenmiş ayrılan her yabancı bizi dünya'ya iyi tanıtan gönüllü bir elçidir. Her zaman misafirperverliğimizi ve konukseverliğimizi yansıtmalı ve her turistin yararlanabileceği ideal bir Türkiye yapmalıyız. Seviyemizi düşürmemeli, çağdaş medeniyetler doğrultusunda ilerlemeyi bilmeli, elimizden gelen çabayı göstererek zirveye yükselmeliyiz. Ülkesine giden her yabancının bizi milletine iyi olarak anlatması için ona gereken saygıyı ve hürmeti göstermeli, onlara iyi davranmalıyız. Böyle yaparsak Türkiye denilen bu gemiyi Turist cennetine dönüştürebiliriz. Yurdumuz bir turist için akılları durduracak şekilde ilgi çekicidir. Muhteşem anıtları, doğal güzellikleri, kaplıcaları, müzeleri, çağlayanları, gölleri, camiileri, ormanları, barajları ve bunlar gibi sayılamayacak birçok özellikleri ile yurdumuzun her yerinde bütün canlılığı ile ayakta durmaktadır. Türkiye turizm hacmini büyütmek için hedefimiz olmalı, bunu değerlendirmeyi bilmeliyiz. Her turisti güler yüzle karşılamak ve ağırlamak bizim için ulusal bir görevdir. Geleneksel konukseverliğimizi göstererek onları büyülemeli ve birer altın değeri halinde olan bu doğal güzellikleri her yabancıya sunmalıyız.


MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK

Atatürkçülük, milli birlik ve beraberliğin güvencesidir. Atatürk ilkelerine sahip çıkmak en önemli görevimizdir. Başlanan bir şeye devam etmek ve onu bitirmek, insan iradesinin başarısıdır. Başarılar bütün milletin azim ve imanla işbirliği yapması sonucu ortaya çıkar. Bir millet, bir memleket için kurtuluş istiyorsak bunu yalnız bir kişiden hiçbir zaman istememeliyiz. Herhangi bir kişinin başarısı demek, milletin başarısı demektir. Milletin başarısı ile bütün milli kuvvetlerin aynı istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bilelim ki eriştiğimiz başarılar milletin kuvvetlerini ve çabalarını birleştirmesinden ileri gelmiştir. Ata'nın izinde gitmek için Atatürk ilkelerine sahip çıkmalı ilkelerin devamlılığı nı sağlamak amacıyla akıl ve bilimin ışığında yol almamız gerekir. Ayrıca bağımsız Türk devleti çağdaşlama yolunda en önemli gelişmelerini bu ilkelerle sağlamıştır. Ata'nın izini sürdürmek ve dünya ulusları arasındaki yerimizi alabilmek için geleceğimizin teminatı olan gençlerimize gereken önemi vererek onları içtenlikle çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmalıyız. Ata'nın yaptığı fedakarlıkları unutmamalı onun yolunda gitmek için hiç çekinmeden kanımızın son damlasına kadar biz de üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son fabrikalar ve en gelişmiş silahlar ile bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir özveriyle ve hayatını içe sayarak her türlü vazifeyi yerine getirmeye hazır olduğumuza eminim. Bunun için milli bütünleşme çerçevesinde Ata'nın yolunda giderek bunu göstermeliyiz. Aynı başarı ve zaferleri ilerde taçlandırmak istiyorsak aynı temele dayanalım ve aynı surette yürüyelim. Çünkü başarı ancan böyle elde edilir. Ata'nın bize bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti'ni kalkındırmak için onun çizdiği yolda ilerlemeli ve canımız pahasına olsa bile savaşmaktan hiçbir zaman korkmamalıyız. Bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyi. YA İSTİKLAL YA ÖLÜM....


KADINA KARŞI YAPILAN ŞİDDETE "HAYIR "

Günümüzde kadına karşı yapılan şiddet git gide artmakta ve kadın ezilmektedir. Artık yapılan bu şiddete dur demek gerek. Çünkü kadın, şiddet yerine eğitim görseydi bugünkü duruma gelmezlerdi. Kadın kendini ilk önce eğitmeli, geliştirmeli ve bir meslek sahibi olmalıdır. İşte o zaman kadın ne şiddete maruz kalır nede birine ihtiyaç duyar. Kadınlarımız artık uygar dünyada hak ettiği önemi almalı ve haklarını da bilmelidir. Haklarını bilen kadın kendini de korumayı bilir ve şiddete dur. Bunun için de, kızlarımız ve kadınlarımız okutulmalı, eğitim görmelidirler. Gelecekte de kendini güvence altına alarak, hayatını sürdürmelidir. Kadınlarımızın şiddete maruz kalmalarının birçok nedeni vardır. İlki cahillik ve cehalettir. Cahil olan kadın her şeyden yoksun demektir. Çünkü kadın eğitimli olsa bu gibi olayların hiçbiri günümüzde yaşanmazdı. Örneğin; Anadolu’nun birçok yerleşim yerlerinde kız çocukları okutulmaz. Neden “kız çocuğu okuyup da ne yapacak “.derler bazıları ve kızlarını daha çocuk yaşta evlendirirler. Kız çocuklarının daha o yaşlarda okulda olmaları gerekirken, onlar evlendirilip evlerinin hanımları olarak hayatlarını sürdürmektedirler. Hatta o küçük yaşlarında da çocuk sahibi oluyorlar. Zaten daha kendileri çocuk bir de çocukları yapıyorlar. Bu durum çok yanlış. Aksine kız çocukları okutulsa, kendi ayakları üzerinde dursalar günümüz böyle olmazdı. Günümüz medyasından da yakın olarak takip ettiğimiz gazete, televizyon gibi birçok yayın organında hemen hemen her gün bir başka kadının acı dolu hayat hikâyesine tanık oluyoruz. Onlarca kadınlarımız şiddete dur demeyip sessiz kalmayı tercih ediyor. Fakat şiddete karşı sessiz kalmak bir çözüm değildir. Aksine daha çok şiddet görmeye yöneltir. Kadınlarımız şiddete sessiz kalmamalıdırlar. En azından seslerini duyurabilecekleri birçok yayın organı ülkemizde mevcuttur. Kadınlarımız seslerini duyurabilmeli ki bu şiddet durmalı veya durdurulmalı. Derdinizi anlatın ve duyurun ki daha fazla şiddete göz yummayın, karşı koyun. Sesini duyuran kadın cesurdur, eğitimlidir ve öz güvenlidir. Son olarak da, kızlarımız ve kadınlarımız okutulmalı, eğitilmeli ve bir meslek sahibi olmalı. Ve de şiddete dur demeyi bilmeli….


TERÖRE HAYIR

Ülkemizde son zamanlarda yaşanan terör olayları oldukça fazla olmaya başladı. Her gün veya her saniyede her dakika bir şehit haberi alarak yas tutuyoruz. Bir şehidimizin ölmesi bizleri daha çok birbirimize kenetlenmeyi, bölünmemeyi ve sabretmemizi gerektiğini vurguluyor. Bizler de her zaman böyle yapmalıyız. Ve bunu tüm dünyaya göstermeliyiz. Terör olayları fazla şehidimizin canını alsa da bizler, yine ayakta, başımız dik yürümeliyiz. Hiçbir zaman da bizleri birbirimize düşman edemeyeceklerini onlara acık bir şekilde göstermeliyiz. Bilmeliyiz ki, vatan uğuruna şehit olan askerlerimizin kanı hiçbir zaman yerde kalmayacak. Belki bu biraz zaman alacak ama elbette onların canları da yanacaktır. Vatanımızı bölmeye çalışan bu terör örgütü hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaktır. Çünkü Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti birdir, bütündür, bölünmez bir ulustur. İşte bu ulusu bölmeye, yaralamaya, karalamaya hiç kimsenin gücü yetemez ve de yetmezde. Bu nedenle bu terör örgütünün kışkırtmalarına aldanmadan bizler bir kardeş gibi yaşamalıyız. Türk ile Kürt’ü birbirine düşman etmeye çalışan terör örgütü bilmelidir ki Türk ve Kürt kardeştir. Terör örgütü ise kalleştir. Bu kalleş olan örgüt en kısa zaman da hak ettikleri cezayı alacaklardır ve durdurulacaklardır. Son olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir bütündür ve bölünmezdir. Hiç kimsenin gücü yetmez bu milleti ayırmaya. Bizler unutmamalıyız ki şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak. Onların da canları ateş gibi yanacak. Bizler şehitlerimizi asla ve asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Ruhları şad olsun….




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Bugün 1 ziyaretçi (32 klik) kişi burdaydı! Kral-Reklam
arama motoru - arasana.com - arama motorları AramaniA=Arama Motorunuz toplist - msn - msn nickleri - site ekle Dizin100.com
Toplist Eğitim Web Siteleri


80x15 random banner kodu